Kim?

-Kapı çalınıyor.
-Bakıyorum.
...
-Kimmiş?
-Seni sordu biri. Yok, dedim.


-Kapı çalınıyor.
-Bakıyorum.
...
-Beni mi sordular?
-Beni. Yok, dedim.


-Kapı çalınıyor.
-Bakıyorum.
...
-Kimmiş?
-Kendini sordu biri. Yok, dedim.
-Ne yaptı öyle deyince?
-İçeride. Bizi bekliyor.

Düşünmek

İş hep şuraya dayanıyor:
"Ne yapsam da bu düşünceden kurtulsam?"
Bu: Acı bir deneyim, unutmak istediğimiz bir anı, gelecekte olabilecek kötü bir şey... Sanırım bir dakika içinde birçok "bu" geliyor aklımıza.
Yani, düşünmek değil, istemediğimiz şeyleri düşünmek sorun oluyor değil mi? Yoksa, hep güzel anılar, hayaller ya da "olumlu" düşünceler doğsa kafada, ne mutlu olurduk!
Halbuki düşünmek başlı başına bir araştırma konusu olmalıydı: İyisi-kötüsü, güzeli-çirkini bir yana; düşünce, nasıl ortaya çıkar, filizlenir, meyve verir ve sonra nasıl düşer dalından, diye yola çıkmak. Mesele, bütün düşünce sürecini anlamak ve onu abartmadan, hak ettiği yerde tutmak sanırım, hiçbir zorlama olmadan tabii.
Bütün bir düşünme sürecini anlamak, küçük, narin bir böceğe dikkatli bir şekilde bakmaya benzer muhtemelen: merakla, istekle, özenle; ve yakından, çok yakından.

Bok

Hadi hep birlikte:
Boktan tiksinme hakkımız olması için daha önce hiç sıçmamış olmamız mı gerekiyor?
Çok sıçtım, hâlâ sıçıyorum;
ve boktan tiksiniyorum.

Hakikat

"Çiçekler güzeldir" adlı masal üzerine çalışıyorum. Balkonda sigara içerken gözüm saksıdaki çiçeğe takıldı az önce. İyice baktım ona, rengine, yapraklarına, inceden inceye, sonra bütünüyle. Bakarken de içimde ne olup bitiyor onu gözlemledim. İşte tuhaf olan şey buydu (o anda tuhaf gelen). Çiçeğin benim için, biçimsel özellikleri dışında hiçbir anlam ifade etmediğini gördüm. Buna bir "çalışma" desem de, adını -şimdilik- hayal kırıklığı koydum; çünkü hiçbir anlam ifade etmemesinin duygusal karşılığı şu: herhangi bir duygunun, sözü edilecek denli belirgin bir şekilde ortaya çıkmaması. Belki de, milimetrik bir kıpırdanma olmuştur içimde, bilmiyorum, -Eh, bunu da bitkibilim tarihçisi bulsun!
Elbette bir çiçeğe bakarken orgazm benzeri bir duygulanma beklemiyordum, yine de, çiçeklere yönelik güzellik anlayışının duygularıma olan etkisinin bunca güdük olması hakikate bir adım daha yaklaşmamı sağladı sanki, bendekine.
Bu küçük örneğin diğer karşılaşmalarımdaki, ilişkilerimdeki tezahürlerini şimdiden merak etmeye başladım. Sanırım, hakikate yaklaşmak için yalandan birazcık olsun uzaklaşmak yeterli olacak, hiç değilse benim için.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fışkırırcasına konuşmak, bağırmak ya da bir kaynağı kurutacak denli yoğun bir sessizlik istiyoruz. Nehir akmalı. Sürüklenen koca kayalara bakıp ağlayarak geçirecek zamanımız yok, hiç zamanımız yok.
Şiddet dolu olduğumuzu görüyoruz çünkü. Kendimizi, geçmişteki kahramanlarla sınayarak yeni bir kahraman, yeni bir vazgeçilmez yaratmak istediğimizin farkındayız.
Kim ki, cesareti ve korkuyu birbirine düşman iki kardeş gibi görür, takılmasın ardımıza.
Kim ki, felaketi çağırmanın büyüsüne kapılır da, sinsi bir dedikodu sanır hayatı, orada dursun, çünkü hiç zamanımız yok.
Anlıyor musun... kaplanın kükreyişi, düğmesine basıldığından değil;
karıştırma, nesne olan sensin.

Andre Jolivet

Demek ki küfür de edebilir, intikam alır yani, bekleyemezsin
çok uzak düşünceler, fırıldak gibi dönüyor yakın, şııışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş
dinle, zıplayantepinendumanlı bir maymun var ağaçta, içinde, katil
hemcinslerini yiyor, darmadağınsın değil mi, bir anda, birçok hıııhhhhhhhhhhhh
koştukça orman arkandan, uyandıkça kabus göz kapaklarından
yakalıyor, vuruyor, tekmeliyor fuuufffffffffffffffff
hepsi
hepsi
birdenbire
hıııhhhşııışşşşşşşhıııhhhşııışşşhıııhhhhhhhhhh





Düşmek

Sonrasında, düştüğü yerle birlikte kalkmak istiyor insan; hatta, sadece yer olarak görmemeli bunu, düşülen insanla, kederle, açmazla el ele doğrulmak.
Bir dahakine daha temkinli olmak için değil; ne kadar engebeli, çarpuk çurpuk, acı veren bir şey olsa da onunla arkadaş olabilmek için, kopmasız.
Öyle ki, her defasında düşüşün anlamına bürünüversin insan, doğrulurken istisnasız.

Kim?

-Kapı çalınıyor. -Bakıyorum. ... -Kimmiş? -Seni sordu biri. Yok, dedim. -Kapı çalınıyor. -Bakıyorum. ... -Beni mi sordu...