Ben

Olaydan bir hafta sonra öğrenmişti: S.'nin alt katında oturan komşusu P. bir cinayete kurban gitmişti. S., sabahleyin alt kattan gelen çığlıklarla uyanmış, çığlıkların artmasını, dalgalanarak süregitmesini ve azalıp sona ermesini dikkatle dinlemişti. İki-üç dakika sonra derin bir nefes alıp yatağında doğruldu. Kadife terliklerinden biri odanın ortasında ters bir şekilde duruyordu. Yatağın yanında duran terliği giyip diğerine tek ayakla sekerek ulaşmış, ardından mutfağa yönelmişti. Aralık duran mutfak penceresinden polis arabasının sireni duyuluyor, yanıp sönen mavi beyaz ışıklar pencere camında dans ediyordu. S. kendisine bir bardak soğuk süt koydu. Aceleyle günün ilk sigarasını içti. Duş aldı, kulaklarını temizledi, koltukaltlarına deodorant sıkıp aynada kaşlarına baktı, ardından giyinmeye koyuldu. En geç iki saat sonra işte olması gerekiyordu.
P. ile on altı yıldır aynı apartmanda oturuyorlardı, fakat aralarında "günaydın" ve "iyi akşamlar dışında hiçbir konuşma geçmemişti.
Merdivenden inerken P.'nin açık duran daire kapısının önünde birtakım insanların toplanmış olduğunu gördü. Ağıtlar, inlemeler çalındı kulağına; ve gözyaşları... Apartmandan çıkar çıkmaz cebinden sigara kağıdını ve tütününü çıkarıp günün ikinci sigarasını hazırlamaya koyuldu. Gökyüzü daha yeni aydınlanmaya başlamıştı. Bir karganın kırmak için sokağın ortasına attığı at kestanesini ayakkabısının tabanıyla ezip otobüs durağına yürümeye devam etti.
Bir zamanlar, karşılaştıklarında gözünü alamadığı rahmetlinin yanağındaki o çirkin ben, işe varıncaya dek bir türlü aklından çıkmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fı...