Kişilik

İç dökmek gibi mi olacak bilmiyorum ama, kendimi çoğu zaman kişiliksiz bir insan olarak görürüm. Bunda, kendime karşı bir yerme yok; övgü hiç yok. İnsanı kişilik denilen bir kaba sığdırmak hem güç hem de tehlikeli gibi geliyor bana. Her ne kadar, bir güven duygusu için başkalarında iyi ya da kötü bir kişilik görme özlemi içinde olsak da.
Kişiliksizliğimin tek tanığı benim. Elbette, sözlerim, davranışlarım, görünüşümle falan insanların kafasında bir kaba yerleşiyorumdur ister istemez. Kimine göre bir arkadaş, kimine göre bir aptal, kimine göre uzak bir ada... İşte tehlike burada başlıyor:
Kabı ağzına dek dolduruyoruz ve böylece karşımızdakiyle anbean yeşerecek bir yaratıcı iletişime, ilişkiye geçmekten alıkoyuyoruz kendimizi.
Şu:
Bende aptallık var, bende yalancılık var, bende tanrı inancı var, bende tanrıtanımazlık var, bende umutlu bir insan var, bende dibi kara mı kara bir bunaltı var, bende dürüstlük var, bende iğrençlik var, bende yaratıcılık var, bende sığlık var...
Bir kişilik tanımı yapacaksak, yukarıda bazılarını saydığım özellikleri gözlemleyen/yaşayan şey'dir o, derim; diğer türlüsünü içim kaldırmıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fı...