Ölüm

I.
İnsan ölüm bilgisine sahiptir, evet, ne ki ölmenin ne olduğunu bilmez. Orada burada, bir filmde, bir romanda ya da gerçek hayatta tanıklık yaptığı herhangi bir varlığın ölümünden edindiği bilgiden, kendisinin de bir gün öleceği sonucunu çıkarır.
Yineleyelim:
Ölümü ancak izin verdiği ölçüde, yani sadece bir bilgi olarak bilebiliriz.

II.
Yaşayan için yoktur ölüm. Ölüm korkusu başka: Var olanın, var olmamaya direnci.
Kısa keseceğim, tıpkı onun gibi...
Sahip oldukların kadar ölürsün.
Toplumun, ailen, sevgilin, evin, işin, otomobilin, kalemin, ödünç vermekten korktuğun kitapların... Hep birlikte. Ölçü bu. Ne kadar çoksan, o kadar acı; ne ka’ ekmek o ka’ köfte.
Bu yüzden, bedenine bile sahip çıkma.
Ah! Hastalanınca hastaneye gitmeyi ihmal etme elbette, yoksa kısa kesilirsin; çünkü dikiz aynası yok ölümün, kornası yok, beyaz ışığı çalışmıyor... geri geri gidiyor ve asla arkasına bakmıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Yakınlık

-Neredesin? -Buradayım. -Neden göremiyorum seni? -Dikkatli bak. -E yoksun ki! -Dikkatli! -Vallahi yoksun. -Yahu şimdi ben de ...