Solucan

İyilik, dünyaya kötülük getiriyor. İyice inceldi zar, koptu kopacak.

Sanki yokmuş gibi bakıyorsun. Oysa sen de biliyorsun ki, var: hem her yerde, hem hiçbir yerde. İki çocuğun oyun oynarken koşuşturması, birinin diğerine sövmesi, tam da o anda sokaktan koşarak geçen yaşlı kadının ayakkabısına takılan minik naylon parçası anlatıyor her şeyi. Bir araya gelip sonra dağılan su damlaları bizim öykümüzü andırıyor, önce biri diğerine yaklaşıyor, sonra diğeri ona. Böyle böyle daha sonra olanaksız bir şey olarak nitelenecek bir birleşme ayrılma oyununa başlıyorlar.
Hayat! Dudaklarının kenarına yapışmışım, bir solucan gibi titreyerek, bölünerek, ikiye, ölüme.

Şu anki hoşnutsuzluğundan hoşnut ol. Gelecekteki hoşnutsuzluklardan daha iyidir bu durum. Bu yüzden, şimdiki hoşnutsuzluğu çoğaltmaya bak.

Koşarken ettiğim küfürler, yürürken duyduklarımdan az.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Hayat

Damarları gökyüzü mavisine dönmüş bir el, sodayı tuttu önce, sonra arkadaşlarını bir yana bırakıp yetmiş yıl geriye gitti, sokakta bir kum t...