Yaşamak

I.
Bir örneğe sığınmak istemezdim, doğrudan anlatmak isterdim onu, fakat heyhat! Mümkün mü?
İşyerindeki kadın yöneticinin kullandığı arabanın lastikleri değişecekti. "Yasin, sen halledersin bu işi," dedi. Halletmez miyim...
İşyeri Kadıköy'de. Ben ki, Avrupa yakası dışında bir kez bile bu yakada araba kullanmamışım. Aldım arabayı, koyuldum yola. Lastikçiye kadar, bir çalışma arkadaşımın arabasını izleyerek gittim. Lastikler değişti, geri döneceğim... İki kişiden Kadıköy İskele'ye ulaşmanın ince tarifini aldım. "Anladım" dedim, yolu tarif eden iki hassas adama, "çözerim, sağ olun."
Önce sol, sonra sağ, yeniden sol, E-5'e çıktıktan sonraysa Kadıköy sapağına gireceğim. Girerim tabii.
Gülmeyin, hiç komik değil; Üsküdar yolunda buldum kendimi, yol akıyor. Sağa yanaşıp arabayı durdurmak mümkün değil, dursam ne olacak, kimse yok ki kaldırımda.
"Allahım sana geliyorum!" dedim kendi kendime. Baktım sağlı sollu geçiliyorum, bastım gaza ben de. Gidiyorum yahu!
Uzatmayayım... Akan arabaların arasında sürüklenerek gittim de gittim, otobüs durağına yanaşmış bir taksi görünceye dek. Şoförden kurtuluşumun müziğini dinleyip ayrıldım akan sudan, ve nihayet düzen'e dönebildim yeniden.
Ah... yavaşlayamamak, yanaşamamak,
düzenden düzensizliğe, düzensizlikten düzene savrulup durmak yaşamak.

II.
Hiçbir yaşama isteğine yabancı değilim. İlkeli, kültürlüsü falanı filanı olmaz bu isteğin. Öyle bir tutkudur ki, et bununla şişer, beyin bununla öter, dağlar bununla ihtişamlı, kediler bununla tüy döker. Her şeye yönelik bir istek, bir itilim… Gökyüzü nasıl sarıyorsa dünyayı, her şeyiyle, gece yıldızlar, âni sessizlikler; gündüz rüzgâr izleri, güneşin kendini beğenmişliği.
Hiçbir şeye yabancı değilim, alevimi sakınmak için neden aramıyorum, dilim beynimin önünde koşan bir beygir gibi, aklım sadece bir yalım değil; bütün bir insanlık soyunun, soyu tükenmiş hayvanların, bitkilerde kayıtlı tutulan evrenin gücünü taşıyor her hareketim.
Sorumluyum bu yüzden: İşkencede kavrulmuş bir bedenin çığlığından da, sokaktaki aç kediden de, kafamı saran tuhaf düşüncelerden de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Yakınlık

-Neredesin? -Buradayım. -Neden göremiyorum seni? -Dikkatli bak. -E yoksun ki! -Dikkatli! -Vallahi yoksun. -Yahu şimdi ben de ...