Yaya Geçidi

Geceydi. Caddeyi boş yakaladığımı düşünüp hızlı bir şekilde tam karşıya geçecektim ki, on on beş metre ilerden hızla gelen o arabayı gördüm. Durmaz, duramaz diye zınk diye dikildim kaldırımda.
Ama durun! O da zınk diye durdu birden, "Bana su verdi!"
Sevinçli bir heyecana kapıldım ve arabanın içine baktım o kısa sürede, şoföre teşekkür etmek için. Karartılmıştı camlar. Neyse, yolu geçerken hem elimle selamladım hem de ağzımı ufacık aralayıp "sağ ol" diye mırıldandım karanlık camlara.
Demek yaya kaldırımının ne olduğunu bilen bir şoföre rast gelmiştim. ne iyi...
Benden başka yaya yoktu, yoktu da, caddenin ortasına geldiğimde araba hâlâ duruyordu;
caddeyi bütünüyle geçtiğimde de hiç kıpırdamamıştı yerinden.
Son olarak, arabanın kaldırım tarafına bakan kapısından bir kadının girdiğini gördüm. Sonra basıp gittiler...

Ben... bana... yol... verd... sanm...

"Yanılmadım pişman değilim bu da vardı."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Yakınlık

-Neredesin? -Buradayım. -Neden göremiyorum seni? -Dikkatli bak. -E yoksun ki! -Dikkatli! -Vallahi yoksun. -Yahu şimdi ben de ...