Dağ

Gördüğün yerde bir tırmanma isteği uyandırıyor içinde. Yeni bir deneyim kazanmak için değil salt; her şeyi, varlığı-yokluğu, temizi-kirliyi, kuşkuyu ve ihaneti... bir kere de yukarıdan görmek için. Oraya varma isteği öyle güçlü ki, geçmişte başına gelen tekmil saçma işleri bir çırpıda öteye iteleyip yollardan yol beğenmeye koyuluyorsun, yarın sanki bugünden yakın, yarın sanki bugünden tatlı. Ne ki, korunaklı evinden dışarı adım atmayarak tehlikenin varlığını kendince sıfırlamaya koyuluyorsun.
Sonrası belli: Başında gösteri saatlerinden yaptığın taçla, aşağıya inemeyen, aşağıya bakamayan... kutsanmış, yağlanmış, tuzlanmış bir hayalet...

Adı dağ olmasa da olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fı...