Özgürlük

Odağı olmayan, bütünsel bir ilgiyle gözlemlemek… Herhangi bir yöntem yok. Bir yöntem kullanırsak, bu, zihnin görme yeteneğini köreltecektir. Yaşarken, önceden belirlediğimiz bir dizgeye uymayı reddediyoruz. Bütün görme yöntemlerini yadsıyoruz. Yöntem, yapılanma ve kaçınılmaz olarak körelme demek. Sadece bakmak istiyorum. İşe kendimle başlamıyorum, bu gereksiz olurdu. Herhangi bir kıvılcım başlatabilir hareketi. Rüzgârın yüzüne vurduğu an, yapıların bir örnek tipleri, insan sesleri, dilenen annesinin kucağında üstü başı sökük içinde bir çocuk, bir otobüsün çıkardığı homurtu, yıldızsız gece, uzun topuklu ayakkabılarıyla zar zor yürüyen aşüfte… hiçbir dizge, çaba yok. Sadece dinlemek ve görmek var. Tek edim bu. Sıçarken duyulan aralıklı osuruk sesleri, sabunun üzerine yapışmış bir kıl, camdaki buğu, gözdeki büyü, kalpteki kin, bir kalıp olmaktaki utanç... Bir insan olmaktan uzağım o anda. Gören bir kişi olmaktan da uzak... ve bu durumun bir paradoks olduğuna giden yol, kapalı. 
Zaman yok. Böylece, başı ve sonu olmayan bir hareket var sadece.
Mümkün olan tek özgürlük de bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fı...