Sıkılmak

İnsan bi' şeyler yapacak tabii. Zihin duraksız işlemede çünkü. Açgözlü, arayan, eleyen, doyumsuz bir zihin. İnanın bütün insanların durumu aynı. Hani, bir akşamüstü ay ışığında, gözleri kapalı yarı uykulu pinekleyen adamın kafası da türlü gelecek senaryolarıyla cebelleşmekte. Elbet cırcır böceklerinin sesi zihnin hayhuyunu bayağı bir almakta olduğundan, huzur baş rolde görünüyor.
Bence, sıkılmamak için gösterilen her çaba sıkıntının artmasına yol açıyor. Zaten, hoşa gitmeyen durumlara güç ya da irade kullanarak yaptığımız her müdahalenin sonunda hüsran var. O zaman her şeye boyun mu eğelim? Hayır. Boyun eğmek yok, ama ondan kaçınmak da yok. Örneğimiz üzerinden gidersek, sıkılmak bir olgu; onu binbir çeşit uğraşla istediğimiz kadar yok sayalım, hep geri dönüyor; çok sırnaşık, çok.
Bana kalırsa, sıkıntının kollarına bırakmalıyız kendimizi, bir his olarak derinlikli bir şekilde yaşamalıyız onu. Yaşayalım ki bize içini açsın, gizlerini, nedenlerini döksün ortaya. Ona bir şans verelim.

Çünkü anlaşılan şey, yinelenmez bir daha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Karıştırma

Başka türlü bir özgürlük anlayışına ermek istiyoruz. Artık çokça düşünmek, anlamak, olup bitenin dolayında gezinmek değil; bir kaynaktan fı...