Kader

Tanrı inancım olmasa da, tuhaf bir kader inancı taşıdığımı söylemeliyim, -kader bilinci değil. Zihnin, zamana müdahale etmeyi küstahlık sayan çok güçlü bir yanı var diyelim, bende; geri duruyor, görünürde afili havalara girse de; kadere meylim bundan.
Yıllardır aynı şeyi söylüyorum, hatta, zaman mefhumunun İlhan Selçuk'u oldum neredeyse; çünkü kendi kendime düşündüğüm şeyler aynı, başkalarına anlattığım şeyler, yazdıklarım... hep aynı.
Yaşayışımda, bir öngörülemezlik hali olarak beliriyor zaman, hayal, her bir şey; zihinsel ya da her nereye dayanıyorsa ucu, sonu. Başı sonu olmayan bir gelgit, tümen tümen dalga, anlamlı anlamsız onca şey.
"Hem hiçbir şeyi öngörmemekten bahsediyorsun, hem de kaderden falan laflıyorsun, nasıl olacak bu iş?"
Olmuyor ki zaten, meselenin hoşaf yanı da bu. Öyle güzel olmuyor ki, kaderi öngörüyorum terbiyesiz, -kendime dedim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Kırılmak

Toprağa iyice kök salmamış, gövdesi zayıf ya da çürüklerle dolu bir ağaç, rüzgârla eğilir, rüzgâra eğilir. Çok eğiliyorsa, bir nedeni var: ...