İtiraz

Bir çeşit tutku olmalı bu: Suyu, şişenin ağzından içmek varken, onu sert bir yere vurup ortasından kırarak (evet, aynı filmlerdeki gibi.), o keskin, dudakların değer değmez kanadığı kırık yerlerinden içmek. Dudaklara saplanan cam kırıntılarının verdiği tuhaf haz, kana kana içilen suyun çoğunun boşa gitmesi, içe ve dışa dolanık gözlerin yadırgayıcı bakışları, ve kan, senin kanın.
Yüce, sarsılmaz krallığını kurmanı hayal eden zavallı orman ahalisine verilen bir cevap bu, ormanda bir sirk aslanı olarak yaşamayı seçmek. Metal parçaları, ezberlenmiş jestler, ateşle yapılan küçük bir imtihan, ve her gösteri sırasında sırtına indirilen kırbacın anlattığı, sonunda hep iyilerin kazandığı masallar.
Onların, kendilerini daha kutsal görmeleri için genişletmeye uğraştıkları özgürlüklerine atılan, ama yanaklarına tam çarpacakken duran bir tokat bu vazgeçme.
Huzuru ilahlaştıran gövdelerin asla anlayamayacağı bir şey: kendini savunmadan yaşamak. Ve evet, boşluğa çizilmiş bir itiraz aynı zamanda,
çünkü şişede durduğu gibi durmuyor orman.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.